Embed

ZİRVEDEKİ FAKİR ÜLKE NEPAL KATMANDU….

 

HOLİ FESTİVALİNDE NEPAL DE OLMAK…NEPAL DE HOLİ FESTİVALİNDE OLMAK….
Nereden geldi aklına Nepal'e gitmek diye soranlara verdiğim cevap Katmandu oldu hep. Hippilerin, ‘çiçek çocuk’ların başkenti Katmandu, mistisizmin zirvelerinden biri.... Nepal gezim boyunca Katmandu bana rahatlama hissini yaşattı. Her defasında: “Artık tanıdık, bildik topraklardayım, bu kaosta benim de yerim var, Katmandu’dayım..." dedim. Bunu hissettiren başka bir yer var mı bilmiyorum.


Nepal bir tek Katmandu’dan ibaret değil tabii ki. Teknoloji ve modern hayatın etkileyemediği doğası, Himalayalar ve mistik yaşam biçimleri her yıl binlerce insanı Nepal’de buluşturuyor. Bu arada Bengal kaplanı, tek boynuzlu gergedan gibi nadir bulunan türleri barındıran vahşi ormanlarını da unutmamalı... Bunca zenginliğin içinde benim için yine de Katmandu'nun farklı bir yeri var. Bu kent insanı hemen bir parçası haline getiriveriyor. 


Kalabalık her şeyi yuttuğu gibi beni de yutuveriyor. Katmandu’da kimliğimi yitirip, kaosun, sokaklardaki çamurun bir parçası olarak yeniden doğuyorum... Nepal’deki pek çok tapınak ve bina UNESCO tarafından “Dünya Kültürel Mirası” olarak ilan edilmiş. 


Bazı tapınaklar, örneğin Pashupatinath, Buda’nın doğum yeri Lumbini, Sita’nın doğum yeri Janakpur, son derece kutsal kabul edilen ve hacıların ziyaret ettiği yerler. Pashupatinath tapınağının arkasındaki kutsal Bagmati nehri kenarında da ölüler Hindu inanışına uygun olarak yakılıyor ve külleri nehre atılıyor. Nepal’de en çok Hindular ve Budistler var. Dinler, inançlar Nepal’de birbiri ile karışmış durumda. İlk zamanlarda dine olan yaklaşımı anlamakta güçlük çektim. Hinduizm ve Budizm birbiri ile iç içe geçmiş durumda. Nepal, Tibet ve Hindistan’ın arasında kalarak iki dini sentezlemiş. Hinduların aynı zamanda Budist sembollere en az kendi sembolleri kadar saygı gösterdiklerini görünce ilk düşüncem “Olmaz ki böyle şey” oldu. Sonra ne kadar barışçı, insani bir yaklaşım oluğunu fark ettim. 


Kendi içindeki yolculuğun hesaplaşmasını yapabilenler sanatçılardır…yeryüzü yolculuklarının hesaplaşmasını kendi içine yapabilenler ise seyyahlardır…

 

GİZEMLİ ÜLKE….

 

Katmandu şehrinin esas keşfediliş tarihi 12. yüzyıl Mallalar zamanına denk gelmektedir. Mallalar eski adı Kantipur olan şehre Durbar Meydanı’nı inşa ettikten sonra, “tahta sığınaklarla kaplı şehir” anlamına gelen Kaasthamandap adını vermişlerdir. Bu isim zamanla aynı anlamı taşıyarak Katmandu kelimesine dönüşmüştür.

 

Nepal tam bir cennet. Burada yaşayanların yüzünde gülümseme hiç eksik olmuyor, çünkü ölümsüzlüğe inanıyorlar. Bugün yaptıklarından yarın sorumlu olacaklarını bilerek yaşıyorlar.

Kathmandu sokaklarındaki ilk  izlenimim, buranın tozlu, pis ve fakirlik içinde bir yer olduğu. Sonradan bu kavramların hepsinin benim yaşadığım kültür ile ilgili olduğunu anlıyorum. Mesela burada temizlik anlayışı bedeni değil, ruhu temizlemek üstüne kurulmuş. Bildiğiniz şeyleri bir kenara bırakıp, önyargısız gitmeniz gereken bir yer burası. O zaman daha rahat geziyorsunuz.

 

Mistik şehir Katmandu’nun otantik sokaklarında dolaşırken kendinizi bambaşka bir dünyada hissedebilirsiniz. Basit ve temel hayat standartlarında yaşayan bu sıcakkanlı ve alçakgönüllü insanların yerel kültürlerini tanıdıkça, yeni dünya görüşleri edinebilirsiniz.

 

 

Nepal bayrağı dünyada dikdörtgen olmayan birkaç sayılı bayraktan birisidir. Kırmızı bir renge sahiptir. Bayrağın kenarı mavidir. Kırmızı, savaştaki zaferlerini; mavi barışı simgeler. Nepal bayrağında hem güneş, hem de ay vardır.Bayrağındaki ay-yıldız figürünün kadim Türk uygarlıklarıyla etkileşimler sonucu oluştuğu ileri sürülür. Güneş sarayı, ay ise 1951 yılına kadar ülkeyi yöneten Rana ailesini temsil eder.

Dünyanın çatısı NEPAL…
Her yerde pazarlık yapılması gerekmektedir. Bu konuda ben çok ısrarcı olunmaması taraftarıyım. Gelir düzeyleri oldukça düşük ve en önemli para kaynakları turistler. Bizim için bazı şeyler sadece 1-2 dolar ama bu parayla haftalarca geçiniyorlar veya öğrenciler okuyor. Zaten çok ucuz bir ülke Nepal

 

Katmandu şehrinin dini ve sosyal merkezi konumundaki meydan, dünyevi her şeyden elini eteğini çekmiş sadece ibadet için yaşayan Saduları, Brahma rahiplerini, kalabalık bir turist nüfusunu, sokaklarda dolaşan inekleri ve dilencileri içerisinde barındıran karışık ve canlı bir atmosfere sahiptir. Meydan; birçok avludan ve birbirine geçişlerle bağlı tapınak, mabet ve sarayların bütününden oluşmaktadır.

 

Ağaçlara asılmış bir sürü bayrak görüyorum. Bunlar 'dua' bayraklarıymış. Dikdörtgen şeklindeler ve beş renkten oluşuyorlar. Hepsinin üstünde dualar yazıyor. Bu renklerden mavi uzayı ve boşluğu; beyaz havayı; kırmızı ateşi; yeşil suyu; sarı toprağı temsil ediyor. Bayraklar rüzgarda dalgalandıkça, bu duaların acı çeken canlılara şifa getireceğine inanılıyor. Budizm öğretileri yayılıyor...

Bu bedenden çıkıp bir yenisine girmeden evvelki ana kucağı… Karma… “ Beklemediğimiz, yakınımıza geldiğinde çok şaşırdığımız, elimizi kolumuzu bağlayan karanlık, kötü bir şey ” hiç değil orada. Ölüler yanarken yakınları tahtadan bir sıraya oturup üç metre uzaktan seyrediyorlar, sonuna kadar, kalan küller nehre dökülene kadar. O vakit başka türlü görüyorsunuz ölümü, her şeyin geçici olduğunu büsbütün anlıyorsunuz. Erkek evlat eline bir çekiç alıp ölenin kafatasını kırıyor yanarken, ruhu uçsun gitsin diye…

 

UNESCO tarafından dünya miras alanları içerisine katılmış olan Durbar Meydanı, 12. ve 18. yüzyıllar arasında eski Nepal kralları tarafından inşa ettirilmiş olan saraylar, tapınaklar, mabetler ve avlularla doludur.

 

200 yıldır hiçbir ülkeyle sürtüşmeyen ve tarih kitaplarında “ DÜŞMAN ÜLKE ” diye bir kavram bulunmayan Nepal’in Katmandu şehrinde, 40’tan fazla etnik grup uyum ve barış içinde yaşamakta; resmi dil Nepalce’nin yanı sıra 70’ten fazla etnik dil konuşulmaktadır. Sahip olduğu etnik farklılıkları, bir bahçedeki farklı güzel çiçekler olarak gören ve hümanist ve barışçıl bir yaşam ortamı sunan Katmandu şehri, bu anlamda tüm dünyaya örnek teşkil etmektedir.

 

Mottosu “city of love” (aşk şehri) olan Katmandu, 1960’lı yıllarda hippilerin akınına uğramıştır. Sevginin, barışın ve uyumun simgesi hâline getirdikleri Katmandu şehrine akın eden zamanın çiçek çocukları, şehirde özellikle Freak Street Caddesi üzerinde toplanmışlardır. Bu sayede tüm dünyanın dikkatini çeken Katmandu şehri, ziyaretçilerine sahip olduğu eşsiz doğayı, zengin kültürel mirasları ve bohem hayat tarzını sergileyerek kendini dünyanın en merak edilen turistik cazibe merkezi hâline dönüştürmeyi başarmıştır.

 

Bir efsane, Himalayalar'ı izlemenin bizi günahlarımızdan arındıracağını söylüyor…

 

'' Ne ekersek onu biçeriz “ deyişine çok sahip çıkmışlar. Yani kısacası buradaki insanların yaşamı KARMA felsefesi üzerine kurulmuş. Kim gelirse gelsin ülkelerine herkese aynı davranış içinde bulunuyorlar. İnsanlar mutlular, çok fazla açlık ve sefalet görülmüyor. Her birey yaşamına razı olarak yaşıyor.

 

inanılmaz güzellikte bir şarkı duyuyorum. O an bu ruhani yerden başka hiçbir yerde olmak istemediğimi anlıyorum. Şarkının unutamayacağım ve bundan sonra da burada bulunduğum süre içinde bir çok yerde duyacağım sözleri, ''OM MANİ PADME HUM'' diyor. OM; Dünya'daki ilk sesi temsil ediyor. MANİ; mücevher demek. PADME; nilüfer çiçeği, HUM ise birlik, bölünmezlik anlamlarına geliyor. Cümlenin felsefesi: İyiliğe ulaşmak için her şeye sahipsiniz. Mücevher içinizde. Nilüfer çiçeği bile çamurda yetişebiliyor!!!

BÜYÜLÜ ŞEHİR KATMANDU SİZLERİ BEKLİYOR...

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !